"1. Mudanya Kültürel Miras Konferansı: Göbeklitepe'den Myrleia'ya" etkinliği, Mudanya Kent Konseyi, Mudanya Belediyesi, Mudanya Üniversitesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi (Güzel Sanatlar Fakültesi) ortaklığı ile Mudanya Üniversite'sinde gerçekleşti.
Konferansa Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Karip, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Mudanya Kent Konseyi Başkanı Ozan Kozan ile akademisyenler, öğrenciler ve basın mensupları katıldı.
Konferans başlamadan önce Mudanya Üniversitesi Görsel Tasarım Bölümü akademisyenleri ile öğrencilerinin hazırladığı serginin açılışı yapıldı.
Mudanya'ya değer katan proje
Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasının ardından konferansın açılış konuşmasını yapan Mudanya Kent Konseyi Başkanı Ozan Kozan, bu ilk konferansın hazırlanmasında katkısı olan kurumlara ve projenin başından bu yana büyük emek sarf eden Esin Bayrakçiçek ve Efraim Pala başta olmak üzere bütün yürütme kurulu arkadaşlarına teşekkür etti.
![]() |
Ozan Kozan |
Kozan, Mudanya Miras Konferansının devamlılığı için çalışacaklarını, bu konferansların Mudanya'ya değer katacağını söyledi.
Anadolu'daki Romalı kenti Mudanya
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz adına açılışa katılan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Mudanya üzerine yazdığı ve Mudanya üzerine yazılmış ilk bilimsel kitap olan "Osmanlı Döneminde Mudanya İskelesi ve Gümrüğü" kitabından bahsederek, Bursa'nın ilçeleri ile ilgili çalışmaların yok denecek kadar az olduğunun altını çizdi.
İznik, Gemlik ve Mudanya gibi ilçelerin kültürel zenginliklerinin ortaya çıkmaya başlamasını anlamlı bulduğunu söyledi. Mudanya'nın ilk ismi olan Myrleia'nın Kolofonlular zamanından, yani M.Ö. VII. yüzyıldan geldiğini, M.Ö. III. yüzyıl başlarında Bithynia Kralı Prusias ile Makedonya Kralı V. Philippos'un ele geçirerek yakıp yıktığı ve Philippos'un damadı Prusias’a verdiği bu şehri, Prusias'ın karısı Apame’nin adıyla “Apameia” olarak adlandırdığını, Haçlı Seferleri sırasında (dağlık anlamına geldiği söylenen) “Montaneia", bir başka deyişle "Moutagnac" ve Montania'dan türeyerek Mudanya adını aldığını tarihçeleriyle kısaca anlattı. Kentin adının Osmanlı tarih defterlerinde zaman zaman Budamya olarak da yazıldığını ekledi.
![]() |
Prof. Dr. Cafer Çiftçi |
Mudanya Üniversitesi'nden görünen (* yeni yolun değil, Bademli'den geçen eski yolun) Mudanya yolunun Osmanlı döneminde Fatih ve Kanunî tarafından da kullanıldığını, Mudanya İskelesinin Manisa Sancağından İstanbul'a ulaşımdaki önemini belirtti ve önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek olan konferanslarda Mudanya'nın Osmanlı dönemindeki önemine değinilmesini beklediğini söyledi.
"Her şey merakla başlar"
Sözlerine tarihle iç içe yaşayan Mudanya'nın her köşesinde bir tarihî esere rastlandığını ancak pek çoğunun talan edildiğini söyleyerek başlayan Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Emin Karip, çocukken kendilerine definecilerle karşılaştıkları zaman bir çalının arkasına saklanarak yüzlerine bakmamalarının tembihlendiğini, çünkü onlardan kötülük geleceğinin söylendiğini, o yüzden sadece saklanmayı öğrendiklerini belirtti.
![]() |
Prof. Dr. Emin Karip |
Sonra Efes'te yaşadığı bir anısını anlattı: "Efes'i dolaşan öğrenci grubundaki bir çocuk, 'Bunlar kalmış. Bunları görebiliyoruz. Ya göremediklerimiz? Ya bugüne ulaşmayanlar?' diye sordu ve öğretmen bu soruya kayıtsız kaldı. Çocuk sonrasında 'Ben de bu soruların cevabının olmadığını biliyorum ama üzerinde konuşabiliriz.' dedi." dedi.
'Her şey merakla başlar' diyerek, Cumhuriyet'ten Göbeklitepe'ye kadar olan kültürel mirasa sahip çıkmak, farkındalığı artırmak ve merak uyandırmak adına bu tür buluşmaların önemine dikkat çekti ve bu toprakların dünyanın tarih açısından en zengin toprakları olduğunu, 250 yıldan değil, 12-13 bin yıldan bahsettiğimizi ekledi.
"Kültürel mirasımızı dert ediniyoruz"
Myrleia antik kentindeki kazıların yeniden başlamasına önem verdiklerini ve antik kentin mutlaka gün yüzüne çıkarılması gerektiğini söyleyen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mudanya'nın bilinen tarihinin 2 bin 800 yıl öncesine dayandığını ve bu kentin bir liman kenti olduğunu, ancak henüz çok küçük bir alanının gün yüzüne çıkarıldığını ifade etti.
![]() |
Özdilek AVM'de fotoğrafladığım üzeri camla kaplanmış Antik Liman kalıntıları / 14 Nisan 2023 |
(* Kısa not: Maalesef ki sermaye her zaman bilimden önce geliyor. Tüm karşı çıkmalara rağmen üzerine Özdilek alışveriş merkezinin kurulduğu Antik Liman kalıntılarını hatırlarsınız. O dönemde yazdığım "Ah Montania, ah sevdalı kız" başlıklı yazımı bu yazının sonuna ekledim. Yine aynı dönemde, 'Arkeolojik kalıntı üzerine AVM' konusu Koca Kafalar ile Baba Haber Bülteni'nde de işlenmişti.)
![]() |
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç |
Deniz Dalgıç ile devam edelim: "Mudanya, Anadolu'dan geçen yolların İstanbul'a ulaşmak için denize ulaştığı yer. Bir liman kenti. Mudanya'nın tarihini anlamak için bilinen en eski tarihe (Göbeklitepe'ye) gitmek önemli. Eminim ki Göbeklitepe'den de eski yaşamlar zamanla ortaya çıkacaktır ve dünyada yaşam ne kadar geriye gidiyorsa Anadolu'daki yaşam da o kadar geri gidiyordur. Birbiri üzerine kurularak, birbiri ile kaynaşarak bugünlere gelmiş bir tarihimiz var. Mudanya, 'Mübadele'nin de yaşandığı ve var olan kültürlere bir kültürün daha eklendiği yer. Biz Mudanya Belediyesi olarak kültürel mirasımızın kazanılması konusunu dert ediyoruz. Özellikle bu antik kentteki kazıların yeniden başlaması bizim için çok önemli. Bununla ilgili imar planı değişikliği, kamulaştırma gibi girişimlerimiz var. Mudanya olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile de iş birliği protokolü yaptık, Dereköy'deki kilisenin restorasyonuna başlamak üzereyiz. Uğur Mumcu Kültür Merkezi'ni tekrar hizmete sokacağız. Mudanya'nın her yeri, taşı, toprağı tarih... Tarihî kültürel mirasımızın yanında, somut olmayan kültürel mirasımız zeytin, üzüm de bizim için çok önemli. Bu konuda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
![]() |
Seçil Sun |
Açılış konuşmaların ardından Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndan Seçil Sun viyolası ile mini bir resital verdi.
Konuşmacılar ve konuşma başlıkları
* İstanbul Üniversitesi, Tarih Öncesi Arkeolojisi, A.B.D. Başkanı, Göbeklitepe ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof.Dr. Necmi Karul, "Taş Tepeler Projesi, Göbeklitepe ve Karahantepe Araştırmaları" başlığı ile;
* Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Prehistorya ve Ön Asya Arkeolojisi A.B.D. Prof.Dr. Haluk Sağlamtimur, "Ilısu Barajı ve HES Projesi Kapsamında Siirt ve Çevresinde Yapılan Arkeolojik Kazılar" başlığı ile;
* Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal "İznik'ten Haçlı Ordularına Ait İnsan Kalıntılarının Anlattıkları" başlığı ile;
* Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mustafa Şahin "Myrleia'dan, Apameia'ya Mudanya ve Çevresi" başlığı ile;
* Mudanya Kent Konseyi Başdanışmanı Uzm. Antropolog Dr. Levent Sevik, "Trepanasyon: Taş Devrinin İlkel Cerrahlarının Kafatası Delgi Ameliyatları" başlığı ile birer sunum yaptılar.
Birer ders kıvamında olan bu harika sunumların hepsini yazıyla anlatmam mümkün değil. Lakin meraklısı için şöyle bir şey yapabiliriz:
Konferans konuşmacılarının kısa kısa videolarından oluşturduğum "1. Mudanya Kültürel Miras Konferansı" başlıklı albüme sosyal medya hesaplarımdan ulaşabilirsiniz.
"Gemlik Körfezi mi, Mudanya Körfezi mi?"
Prof. Dr. Mustafa Şahin Myrleia'dan bugünkü Mudanya'ya, Mudanya'nın tarih içindeki önemine dikkat çekerek, neden Mudanya Körfezi denmiyor da Gemlik Körfezi deniyor diyen sorguladı.
Mudanya Bursa'nın, Altıntaş'tan Mesudiye'ye kadar en uzun sahil bandına sahip olan ilçelerinden biri ancak, Gemlik ilçesi körfezin en dip yerinde kurulmuş olduğundan, körfez Gemlik Körfezi diye anılıyor olabilir. Ayrıca serbest bölgesi ve ticaret hacmi de kayda değer büyüklükte. İstanbul'a deniz yolu ile ulaşımda ise Mudanya öne çıkıyor.
Gemlik Belediyesi sayfasında yer alan bilgilerde:
"Gemlik Körfezi'nin uzunluğu doğudan batıya 35 km. Güneyden kuzeye en geniş yeri 10-15 km. olan körfez daima sakin olmasını sağlayan karşılıklı iki burun olan Tuzla ve Kapaklı burunları. Her iki sahilde birbirine cephe alan bu burunlar körfezi bir kıskaç içine almış gibidir. Körfez bu kıskaçlar arasında adete bir havuza benzer. Körfez sularının sığ kısımları 1-10 m., derin kısımları ise 100-150 m. arasındadır. İlçenin eski adı Kios olduğu için Körfeze eskiden Kios/Kilyos dendiği bilinmektedir. Körfezin bir diğer adı da İncir Limanı olarak geçmektedir." yazıyor.
Zengin bir tarihe sahip olan Mudanya sınırları içerisinde, fotoğrafta görüldüğü üzere gün yüzüne çıkartılmayı bekleyen antik kentler var. "Sular akar Türk bakar" sözüne karşı Mustafa Hoca'nın söylediği gibi, artık bakmayalım, çıkartalım...
Siği-Kumyaka / Çocukluğum
Babamın babasının Siği köyünün yerlisi olmasından dolayı, çocukluğumun kış ayları Karacabey'de, 1970 yılından sonraki yaz ayları ise Siği'de geçti. Zeytinlikler içindeki evimizde doğal hayat ile iç içe yaşarken bir yandan da farkında olmadan tarihin ortasında yaşıyormuşum da haberim yokmuş. Köy içindeki kilise, içinde Starna'sı olan taş evler, kagir evler, "Mağaza" dediğimiz zeytin basılan binalar, yağhane, zeytinliklerde ayağıma takılan kırık çanak çömlekler (kendimi arkeolog, kırık çanağı da çok önemli bir parça addetmem), 'kiliseden keçi kayalıklarına dehliz varmış' söylentisi, Hamam Çeşmesi adının çeşmenin arkasında kalan ve artık kullanılmayan köy hamamından geldiğini sonradan öğrendiğim ve içine girdiğimde büyük bir keşif yapmışçasına sevindiğim hamam, eski Rum evleri, Rumlarla ilgili iyi-kötü hikâyeler, özel günlerde yapılan ve toprak fırınlarda pişirilen Paskalya Çöreği, tepelerde zeytinlik sulaması için yapılmış Rumlardan kalma büyük havuzlar, Değirmenler'deki değirmen, içinde kırmızı balıkların yüzdüğü, üzeri asma ile örtülü havuzlu köy kahvesi, köy meydanında tarihî çınar, babamın Mudanya'dan İstanbul'a vapur ile, Mudanya'dan Bursa'ya tren ile yaptığı yolculuklar, zeytin, incir, badem, ceviz, deniz, midye, balık avlamak, sandal, kürek çekmek, Kirya, Ayastefani, Mavriya, Meserya, Pişinoz, Horezler, Mangafalar, Arkamonozlar, Çukula, Polönür, Şefriya, Mücürnü, Şekeryez, Manastır gibi Rumlardan kalma mera isimleri, yazlık arkadaşlarım, köyde yaşayan akrabalarım ve sayamayacağım kadar çok anı...
Her şey ne kadar normal, ne kadar kendi akışında, ne kadar olağandı.
O yıllar ne Apemia'yı ne de Myrleia'yı bildiğim, adeta benimle var olmuş bir dünyada yaşadığım yıllardı...
Karşı sahildeki Fıstıklı, Kapaklı, Armutlu hem çok yakın hem de ulaşılmazdı... En çok merak ettiğim de; karşı yakadan bizim köy nasıl görünüyordu…
Eski zaman fotoğraflarına bakmayı, eski yazıları okumayı severdim. Büyüdükçe daha çok merak etmeye başladım. Ancak merakım yine de sınırlıydı. Köyün 1905 tarihli bu fotoğrafı benim için yeterince eskiydi mesela. Yıllar içinde, özellikle de gazetecilik hayatım ile birlikte daha eskilere gitmeye başladım. Özdilek'in Mudanya'ya mağaza açma aşamasında ise Antik Limanı ve Antik Liman'dan içerilere doğru uzanan antik şehri öğrendim.
Hayatı yaşanır kılan ve anlamlandıran merak olsa gerek.
Merak etmeden, öğrenmeden, heyecan duymadan, nereden geldik nereye gidiyoruz demeden, kendi çağımızdan önceki çağları sorgulamadan yaşanır mıydı hiç?
Kalıntılar bize bir şeyler söylüyordu. Geçmişte yaşayanlar o günlerden bugünlere bir şeyler fısıldıyordu. Toprak bazen derinlerinde, bazen de bir birkaç santim yüzeyde sürprizler barındırıyordu. Mesela Göbeklitepe'de olduğu gibi bir çiftçi tarlasını sürerken devasa bir tarihi ortaya çıkartabiliyordu.
Geleceğe daha doğru bakabilmek için geçmişi iyi bilmek yetmez, iyi de anlatmak gerek.
O yüzden 2 bin 800 yıllık Mudanya'nın tarihi üzerine yapılan bu ilk konferansı çok önemsedim ve büyük bir merakla, koşa koşa gittim. Sunum başlıklarında görüldüğü üzere Göbeklitepe, Siirt ve İznik üzerinden Mudanya'ya geldik. Bu sayede eve bilgi dağarcığımda pek çok yeni bilgi ile döndüm.
Umarım ve dilerim ki bu konferanslar hiç ara vermeden devam eder ve Bursa'nın diğer ilçelerine de örnek olur.