SON DAKİKA

İmamoğlu’nu iktidara götürecek ‘Pınarhisar Yolu’

Yazının Giriş Tarihi: 13.03.2025 19:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.03.2025 00:51

CHP’nin erken ya da zamanında gerçekleşecek bir sonraki seçimin Cumhurbaşkanı (aday) adayı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart'ta yapılacak önseçim ziyaretleri kapsamında geldiği Bursa’da da rüzgar estirmeyi başardı. Daha önce ziyaret ettiği kentlerde olduğu gibi yine heyecanı ve tansiyonu yüksek bir tonda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a meydan okudu ve “Bursa’dan sesleniyorum, yargının arkasına sığınma çık karşıma mertçe yarış, bırak diplomamı” diye seslendi.

İmamoğlu’nun kent ziyaretleri her ne kadar CHP üyelerine yönelik ve önseçim odaklı gibi gözükse de, Bursa caddelerinde bilboardları süsleyen tanıtımlardaki “Bursa buluşması” ifadesinden de anlaşılacağı gibi, İmamoğlu’nun ziyaretleri aslında düğmesine basılmış bir “siyasi kampanya” sürecinin “halk buluşması” şeklinde gerçekleşiyor. Dikkat ederseniz, “seçim kampanyası” değil, özellikle “siyasi kampanya” tanımlaması yapıyorum.

Buna biraz sonra tekrar döneceğim.

Ekrem İmamoğlu, “aday adayı” sıfatıyla çıktığı bu yolculukta 23 Mart itibariyle “Cumhurbaşkanı Adayı” elbisesini giyerek devam edecek. Tabi yargı üzerinden sürdürülen bir takım hazırlıklar, soruşturma, dava fırtınası ve Mansur Yavaş ile CHP yönetimi ve İmamoğlu’nun buz üstünde süren dansı önemli bir yol kazasına yol açmazsa…

Buna da biraz sonda tekrar döneceğim, ama önce Nilüfer’deki Cengiz Göllü Voleybol Salonu'nda gerçekleşen buluşmaya ilişkin gözlemlerimizi ve notlarımızı paylaşalım.

DEMİREL, ECEVİT, ERDOĞAN TARZININ YENİ İSMİ

Açıkçası Ekrem İmamoğlu’nu halkla buluşmasını ilk kez çıplak gözle izleme fırsatı buldum. TV’den izlerken kitleyle kurduğu bağı anlayabiliyorsunuz ama bizzat halkla etkileşimini, salon ya da meydanla kurduğu sinerjiye tanıklık edince karşınızda Demirel, Ecevit, hatta bir Erdoğan tarzının yeni ve güçlü bir ismi olduğunu anlıyorsunuz.

Beden dilini kullanışı, göz teması, ses tonunu ayarlayışı Demirel, Ecevit, Erdoğan gibi, kitlelerin “zihninden” çok, doğrudan “kalbine” hitap eden bir siyasetçi İmamoğlu. Yalnızca beden dili değil, seçtiği sözcükler, vurgulamaları da neden geniş kitleleri etkilediğini, duygu patlamaları yarattığını göstermeye yetiyor. Örneğin, konuşmasına başlarken “Ramazanınız mübarek olsun”, “Paramızın bereketi kalmadı”, “Allah sizi bildiği gibi yapsın”, “Yüce Allah’a güveniyorum ve sığınıyorum” gibi Türkiye halkının geniş kitlelerinin kültürel hafızasına, inançlarına seslenmeyi, onlara dokunmayı, kendi kimliğiyle onların dünyaları arasında empati kurmalarını sağlamayı bu beden dili ve seslenişiyle başarabiliyor. Yalnızca sözün kendisiyle değil, onu sahici biçimde karşısındaki kitleye aktarıp, bağ kuracak bir “inanç ve güven duygusu” yaratabiliyor. Bu yönüyle Erdoğan’a benzediğini bile söyleyebiliriz.

Salonda basına ayrılan yere değil, özellikle sahneyi cepheden gören, salona hakim karşı tribünün olduğu yerden, partililerin arasında izlemeyi seçtim. İmamoğlu’nun sözlerine verecekleri tepkileri, aralarındaki fısıldaşmaları, en çok da yüzlerindeki ifade ve beden dillerini merak ediyordum. İmamoğlu’nun da Demirel, Ecevit, Erdoğan büyüsünü yarattığı, heyecanlı ve pür dikkat bir dinleyici kitlesi oluşturduğunu söyleyebilirim. İmamoğlu’nun kitlelerle “frekansı, dalga boyu, mayası tutmuş” gibi; Erdoğan’ın neden korktuğunu, o keskin belagatiyle Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’yi alt ettiği gibi bu kez İmamoğlu’nu alt etmesinin zor olduğunu görüyorsunuz. Keza, karşısında onun sihrine bürünmüş, onun belagat gücüyle kuşanmış bir rakip var.

SALONU TIKLIM TIKLIM DOLDURAN MOTİVASYON GÜCÜ

Cengiz Göllü Voleybol Salonu buluşma için CHP tarafından iyi planlanmış; salonun zemini protokol, parti temsilcileri ve basın için hazırlanmış, parti üyeleri ise tribünlerden konuşmaları takip etti. Bursa ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlarının yanı sıra, Kütahya, Çanakkale, Bilecek, Yalova Belediye Başkanları ile Orhan Sarıbal hariç CHP Bursa Milletvekilleri, Nilüfer, Mudanya, Gemlik ve Harmancık Belediye Başkanları da İmamoğlu’na destek için salona gelmişlerdi.

Birçok CHP buluşmasında gözlemlendiği gibi yine kitlenin ağırlıklı bölümünün 50 yaş üstü ve erkek bir topluluk olması dikkat çekiciydi. Salonda üst tribündeki gençlik kolları temsilcilerinin “Halkın umudu İmamoğlu”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu”, “İktidar, iktidar” sloganlarına salondakilerin sık sık iştiraki İmamoğlu etrafında güçlenen motivasyonun işareti gibiydi.

BOZBEY’İN İMAMOĞLU’NA BAĞLILIK YEMİNİ

Sahneye önce CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş çıktı ve “Parti üyelerine 23 Mart’ta sandık başına gidin ve oylarınızı mutlaka kullanın; 23 Mart kurtuluşun başladığı gündür” diyerek çağrıda bulundu.

Sonra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kürsüden ateşli bir konuşma yaptı. Ekrem İmamoğlu’nu yıldırmak için her yolun denendiğini söyleyen Bozbey, “Ne İmamoğlu yılacak ne de bizler. Türk milletinin adaletine, gücüne, iradesine güveniyoruz, bu millet sizinle birlikte başaracak” dedi ve “CHP’liler kenetlenin. 23 Mart yalnızca basit bir oy verme işlemi değil; yataktaki hasta, önemli bir işi olan da işi bırakıp İmamoğlu’na oy vererek ‘yanınızdayız’ diyecek. Önseçim bir tavır, duruştur, Ekrem başkana zulme dur demektir. Bir cesur yürek gelecek adaletsizlik sona erecek” diye ekledi.

Konuşmasını Bursaspor atkısıyla gerçekleştiren Mustafa Bozbey, sözlerini İmamoğlu’na güçlü ve net bir tonda inanç ve bağlılık sözleriyle tamamladı. Bozbey’in, “Ekrem başkanın yanındayız, omuz omuza olduğumuzu açıkça ilan ediyorum. Yolunuz yolumuz, bahtınız bahtımız olsun” sözleri özellikle dikkat çekiciydi.

VE SAHNE İMAMOĞLU’NUN…

Salona girerken olduğu gibi sahneye çıkarken de coşkuyla karşılanan İmamoğlu, sözlerine “Ramazanınız mübarek olsun” diyerek başladı ve “Allah ülkemizi bereketini kaçıranlardan korusun” diye devam etti. Ön seçim turunun her kentinde yaptığı gibi konuşmasının bir yerinde yine salondakilerin tezahüratıyla “ceket ve kravat çıkarma ritüelini” gerçekleştirdi.

Konuşmasının hemen her yerinde kullandığı “adalet” sözcüğüyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ismini anmadan yüklendi ve meydan okumayı sürdürdü. Erdoğan’a keskin bir üslupla ve cepheden yüklenen İmamoğlu, “Hizmetlerimize saldırıyorlar, bizim kent lokantaları ve kreşlerimiz senin mega projelerini tuş etti” dedi.

Bursalı olan Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetine ve kararı açıklanan davaya da değinen İmamoğlu, “Sinan Ateş’i rahmetle anıyorum. Adaletin tecelli ettiğini kim söyleyebilir. Bu kardeşiniz tüm acıların dindirecek adalet mücadelesini vermeye devam edecek. Bu milletin vicdanına güvenin” diye konuştu.

Konuşmasında özellikle seçimlere ve halk iradesine göndermede bulunan İmamoğlu, “CHP kayıtsız şartsız millete güvenmenin partisidir; egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Sandık milletin önüne bereketiyle gelecek ve sandıktan oy fışkıracak” dedi.

Parti üyelerine 23 Mart’ta ön seçim için oy verme çağrısında bulunan İmamoğlu, “Bir kişi bile az, bir oy bile eksik olamayız. 35 yıl sonra diplomamı iptal ettirmeye çalışıyorlar. Öyle aceleleri var ki, üniversite rektörlüğüne ikinci kez yazı göndererek işlemi hızlandırmaya ve 23 Mart’tan önce diplomamı iptal ettirmeye çalışıyorlar. CHP adayını da kendileri belirleyecek sanıyorlar” dedi.

Hakkında açılan davaların kağıt üzerinde bir savcısı olduğunu, ama davaların gerçek takipçisinin ve savcısının Erdoğan olduğunu ima eden İmamoğlu, “Şimdilik hakkımda açılan davalarla 25 yıl hapis, 5 kez siyasi yasak isteniyor. CHP’ye boyun eğdirmek istiyorlar. Ne biz ne de aziz millet boyun eğmeyiz. Bizler yalnızca milletin iradesi karşısında boyun eğeriz” diye konuştu. Ama İmamoğlu’nun özellikle “CHP’nin adayını da kendisi belirleyecek sanıyor. Bu partide milyonlarca Ekrem var” demesi siyasi stratejisi hakkında da önemli ipucu içeriyor.

İmamoğlu’nun konuşmasının sonundaki şu sözleri uzun vadeli yol haritasını gösteriyor:

“Ne yaparsan yap, millet sandıkta hükmünü verecek, herkes boyunun ölçüsünü alacak. Ey bu davaların öz savcısı Erdoğan… Yargının, kurumların arkasına saklanma. Bursa’dan söylüyorum: Çık karşıma mertçe yarış. Bırak benim diplomamı. Bizim milletimiz yarışta kazananı da sever, kaybedeni de sever. Yeter ki mertçe yarışsın. Ama kazanmak için mertlikten ayrılanın, her yolu mübah görenin bu milletin gönlünde yeri olmaz. Güzel bir söz vardır: ‘Kaybedeceksen şerefinle kaybet, ama kazanmak için asla şerefini kaybetme.”

PINARHİSAR, İMAMOĞLU’NUN YOLUNU AYDINTALIYOR

Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı ile ilgili önseçim kararı ve sonrasında somut adımlar atıldıktan sonra “meşakkatli ve uzun bir yolculuğa çıkıyorum” sözü aslında yürüdüğü yolun stratejisine ilişkin de fikir veriyor.

İmamoğlu, parti yönetimiyle belirlenen stratejiyle erken adaylık açıklamasıyla iktidarın yargı üzerinden olası siyasi yasak girişimine karşı bir siyasi yolculuk inşa ediyor. İmamoğlu, birçok anketin işaret ettiği gibi Erdoğan ile gireceği bir yarıştan zaferle çıkacağını biliyor ve bunun özgüveniyle hareket ediyor; Tayyip Erdoğan da üç belediye seçimiyle deneyim elde ettiği gibi O da bunun farkında. Yargı üzerinden sürdürülen ve İmamoğlu’na getirilmek istenen siyasi yasağa ilişkin güçlü bir hukuki zemin arayışı, tüm zorlamalara rağmen toplumu ikna edebilecek, “mağdur algısını” aşacak bir merhaleye henüz erişebilmiş değil. Diploma üzerinden ilerletilen son hamle ile YSK’nin önüne idari bir kararla, fiili bir durum yaratılmaya ve İmamoğlu’nu sandıktan uzak tutacak güçlü bir gerekçe oluşturulmaya çalışılsa da bunun toplumun algısını etkilemediği ve işe yaramadığı anketlerdeki İmamoğlu’na destek oranları gösteriyor.

İşte stratejisini bu gerçekliğe göre sürdüren İmamoğlu da bir siyasi yasak getirilmesine ilişkin çokça alametin belirdiği bir süreçte siyasi geleceğini inşa etmeye çalışıyor. İmamoğlu, siyasi yasak getirilme ihtimalini yok saymadan, bunu ciddi bir olasılık olarak hesap ederek, yalnızca YSK onayıyla seçime katılacak bir siyasi figür olarak kendisini konumlandırmıyor. Gerek bugünlerde olduğu gibi önseçim kampanya sürecinde ve muhtemelen ister siyasi yasak getirilsin isterse getirilmesin bundan sonraki süreçte de kendisini bir “siyasi hareketin lideri” olarak konumlandırmaya ve toplumla meşruiyeti güçlü bir ilişi kurmaya ve toplumsal rıza üretmeye çalışıyor.

İmamoğlu, seçime sokulmasa bile bu toplumsal rüzgarın ve algının orta ve uzun vadede kendisine bir siyasi alan açabileceğinin farkında. Bir anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi yolculuğunun da İmamoğlu’na esin kaynağı olduğu bile söylenebilir.

Meşhur şiir davası ve 4 aylık Pınarhisar mahpusluk süreciyle siyasi yasakla 3 Kasım 2002 seçiminin dışında tutulan Tayyip Erdoğan’ın, belediye başkanlığı dönemiyle birlikte yarattığı toplumsal sürecin onu bir şekilde siyasi aktör olarak sahalara geri getirdiğinin ayrımında; özellikle zorlama hukuksal yorumlar ve yargısal kararlarla siyaset dışına itilmeye çalışılırsa geri dönüş sürecinin de çok hızlı olabileceğinin farkında İmamoğlu.

Kanımca İmamoğlu’nun temel stratejisi yalnızca önümüzdeki seçime katılmak değil, kendisi ya da bir başka CHP adayının (ismi aslında bu noktada çok önemli değil) katılacağı bir seçimde Tayyip Erdoğan’ı yenecek bir siyasi süreci inşa etmek. Erdoğan sonrası bir siyasi tabloda siyasetin yapısal olarak çok köklü değişiklikler göstereceğini, mevcut siyasi partiler de dahil büyük altüst oluşlar yaşanacağını, yepyeni siyasi süreçlerin gelişeceğini, esas hikayesinin o noktadan itibaren başlayacağının analizini yapıyor.

2017 Anayasa Referandumundan sonra ortaya çıkan siyasi realite ve 2019 Yerel Seçimleri'nde faş olduğu gibi aynı zarf içindeki dört oy pusulasından üçünün geçerli birinin geçersiz sayılabildiği fiili bir tabloda kendisi hakkında her türlü tasarrufun icra edilebileceğini, gerektiğinde tereddütsüz bu adımın atılabileceğini, bunu engelleyebilecek demokratik bir mekanizmanın da olmadığını biliyor, görüyor ve bu olası adıma karşı gerçekçi bir siyasi direniş hattı kurmaya çalışıyor.

SEÇİM GERÇEKLEŞMEDEN ERDOĞAN’I SANDIKTA YENME STRATEJİSİ

Bir seçimin yapılmasını ve o seçimde kendisinin Erdoğan’ı yenmesinden çok, Erdoğan’ın yenilgiyle ayrılmasını sağlamanın en gerçekçi siyasi strateji olarak görüyor.

Onun için Bursa’daki konuşmasının hemen her yerine sinmiş olan “seçim", "sandık” vurgusu, “egemenliğin halkta olması” gibi halkın gönlünü alan ve meşruiyet zemini oluşturan bir yol döşüyor.

Yani İmamoğlu daha sandık gelmeden ve seçim gerçekleşmeden Erdoğan’ı yenmeye odaklı bir yol yürüyor. Eninde sonunda kurulacak seçim sandığıyla Erdoğan’ı yenecek bir matematik ve siyaset üzerine odaklanıyor. Bir siyasi yasak marifetiyle oy sandığına girecek oy pusulası üzerinde ismi olmasa dahi, o oy pusulası ve sandığından çıkacak sonucu tayin edebilecek bir kudret inşa etme uğraşı veriyor.

Belki de Tayyip Erdoğan’ı derin bir açmaz, kararsızlık ve tüm tuşlara aynı ayna basmaya başlayarak büyük panik havası sezdirdiği hamlelerinin arkasında, ustalaştığı ve farkında olduğu bu siyasi derinlik yatıyor: “Bir şekilde ismini sandıktan uzak tutacağı, ama hayaletini yok edemeyeceği bir İmamoğlu kabusu oluyor.”

İşin ironisi, bir zamanlar bizzat kendisine yapılanlarla büyüyen isminde olduğu gibi, şimdi mislini yaparak İmamoğlu’nun ismini bizzat kendi elleriyle büyütüyor; ilk seçimde İmamoğlu’nun “cismini” engelleyeceği, ama “ismini” yenemeyeceği ve sandıktan büyük bir yenilgiyle ayrılmasını sağlayacak bir siyasi süreci kendi elleriyle döşüyor.

Artık siyaseten tükendiğini, bu siyasi hataları yapabileceğini 2019 İstanbul yerel seçimini tekrarlattırarak gösterdi; 2024 yerel seçiminde hatalarında ısrar ederek yenilgiyi Türkiye geneline yaydı. Şimdi son yenilgi öncesi büyük telaşla tüm tuşlara aynı anda basıyor, bu da doğrusu “görünenin, korkulunanın ve sanılanın” aksine İmamoğlu’nun işini kolaylaştırıyor.

İmamoğlu, bunun farkında olarak, “büyük bir sabır ve özgüven içerisinde”, siyasi ve duygusal zekasının kuvvetiyle ilerlemeye devam ediyor.

MANSUR YAVAŞ, ABDULLAH GÜL OLUR MU?

Açıkçası, Cengiz Göllü Voleybol Salonu’nda tanık olduğum atmosfer eğer öteki kentler için de geçerliyse CHP’de, 30 yılı aşan gazetecilik hayatımda hiçbirinde tanık olmadığım bir birleşik ruh ve inanç halini İmamoğlu’nun oluşturduğunu ve 23 Mart’tan sonra Mansur Yavaş isminin de daha geri planlara düşeceğini tahmin ediyorum.

Kimilerince eleştirilse de CHP’nin ön seçim kararı ve hamlesinin de iktidarın tüm hesaplarını ve dengesini bozduğunu, İmamoğlu lehine güçlü bir toplumsal destek rüzgarı yarattığının farkındalar. Yargı üzerinden yürütülen tüm hamleler de arzu edilenin aksine İmamoğlu lehine işliyor. Ortaya çıkan bu fiili durum ve İmamoğlu’nun bir “aday” olarak partililerin ve toplumun karşısına artık daha açık bir söylem ve meydan okumayla çıkması Mansur Yavaş’ın adaylık ihtimalini zayıflatıyor.

Olası bir siyasi yasak tablosunda İmamoğlu etrafında oluşacak yüksek bir tansiyon sonrası Mansur Yavaş’ın 3 Kasım 2002 Seçimleri'ndeki Abdullah Gül konumunu ve sadakatini temsil eder mi, böyle bir misyonu Yavaş kabul eder mi ya da İmamoğlu buna cevaz verir mi şüpheliyim. Ama “İmamoğlu etrafında örülecek siyasi yasak duvarı” sonrası halkın nezdinde gerçek lider ve adayın İmamoğlu olacağı ve bu yönde sembolleşeceği aşikar. Yavaş’ın bu saatten itibaren İmamoğlu’nun ismini ve markasını aşacak şekilde kendisini yeniden konumlandırması bana göre imkansız hale gelecek.

Yakın siyasi tarihi anımsayanlar, Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde oldukça yıprandığını, hatta Erbakan’ın bir sonraki seçimde Erdoğan’ı belediye başkanlığa yeniden aday olarak göstermek istemediğini, Fazilet Partisi’nin kapatılması sonrası ortaya çıkan “Yenilikçiler/Gelenekçiler” çekişmesinde “Yenilikçi” kanadın öne çıkan isminin Abdullah Gül olduğunu, ancak şiir davası, siyasi yasak ve Pınarhisar Cezaevi sürecinde bir anda Erdoğan’ın halk nezdinde kahramanlaştığını ve isminin sembolleştiğini, Abdullah Gül ismini aştığını ve geri plana ittiğini anımsayacaktır.

Öyle görünüyor ki, büyük bir sürpriz olmazsa şimdi tarihi bizzat Tayyip Erdoğan kendi elleriyle tekerrür ettiriyor. İmamoğlu-Yavaş arasında benzer bir matematiği işletiyor. Pınarhisar benzeri (siyaseten aynı sonucu doğuracak) bir yolu döşeyerek hem İmamoğlu’nun önünü sonuna kadar açıyor, hem de kendi iktidarının sonunu hızlandırıyor.

Ekrem İmamoğlu’nun aday adaylığı sürecinde her yerde kullandığı ve Cengiz Göllü Voleybol Salonu’nda da sık sık yankılanan yeni şarkısı ve sözleri de bu durumu çok güzel özetliyor:

“Adalet varlığın temeli derler / Varlığım millete armağan olsun / İmamoğlu iman edip sabreder / Yeter ki sonunda adalet olsun / Hakime değil ki benim isyanım / Cübbeye iliği açanlaradır / Zulme sessiz kalıp susanlara, zalime selamı çakanlaradır / Yassıadalar'da tutmayan hesap / Zincirbozanlar’da tutar sandılar / Pınarhisar yolunda dünkü isyanı / Unutup da bugün zalim oldular / Pir Sultan’ın kadim sözleri gibi / Kalsın benim davam Divan’a kalsın / Ardında dağ gibi milletin varken / Zalim o zulmüyle kendine yansın.”

Bu siyasi stratejinin iktidarın Erdoğan’ın asabiyesini artırdığı ve kartopu gibi büyüme eğilimine giren bu toplumsal (seçmen) psikolojisini nasıl durduracağını bilememenin panik halinin nasıl ilerleyeceğini bugün kimsenin tam olarak kestirebileceğini sanmıyorum.

Gerek Tayyip Erdoğan, gerekse İmamoğlu ve haliyle CHP, siyasi satranç tahtasında hamlelerini yapmaya devam ediyor. Bursa’da ortaya çıkan fotoğrafın, siyasi rüzgarın İmamoğlu lehine estiğini söyleyebiliriz.

İMAMOĞLU’NU BEKLEYEN RİSKLER VE BELİRSİZLİKLER

Ekrem İmamoğlu, Bursa buluşmasındaki konuşmasının bir yerinde, yapılacak ilk seçimi işaret ederek, “Her şeyi milletin önünde müzakere edeceğiz. Bu son şansı heba etmeyeceğiz. 23 Mart’taki önseçim sonrası somut politikaları bilim insanlarıyla konuşarak geliştireceğiz ve halkla paylaşacağız. Biz durumu idare etmeye değil, bozuk düzene son vermeye geliyoruz; insanca hak düzen kurmaya geliyoruz” diyerek yüksek bir çıta oluşturdu.

Açıkçası, İmamoğlu’nu bekleyen en önemli eşiklerden birisi halkın önüne yepyeni bir siyasi program koyup koyamayacağı onu bekleyen en önemli eşik olacak.

Ekrem İmamoğlu’nu bekleyen siyasi riskleri ve bu sürece ilişkin görüş ve analizlerimi de bir sonraki yazıda paylaşacağım.

Yükleniyor..
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Bursaport.com En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.