İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 4 yıllık üniversite diplomasının mezuniyetinden 31 yıl sonra siyasi baskı sonucu İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu kararıyla iptal edilmesi AKP iktidarının ülkemize yaşattığı hukuksuzlukların son örneği. Hem de feci bir örneği...
2017'de MHP lideri Bahçeli'nin önayak olması sonucu yapılan hukuken tartışmalı bir referandumla içine düştüğümüz ve başında da partili cumhurbaşkanının bulunduğu ucube başkancı düzende yaşadığımız hukuksuzlukların haddi hesabı yok.
Ülkemiz 2018 yılından bu yana kuvvetler ayrılığının da berhava edildiği bu "tek adam" düzeninin ağır bedellerini ödüyor. Ekonomide, iç siyasette, dış siyasette ne yaşıyorsak bunların nedeni işte bu "tek adam" düzeni. Aslında bu durum sadece Türkiye'ye özgü değil, başta ABD olmak üzere demokrasiyle yönetilen birçok ülkede bizdeki kadar olmasa da benzer durumlar yaşanıyor.
Bugün, Antik Yunan'da temelleri atılan ve "erdemliler rejimi" diye tanımlanan demokrasinin neresindeyiz? Aristoteles'in "halkın mutluluğunu gerçekleştirme sanatı" dediği politika bugün kimlerin mutluluğunu gerçekleştirmenin bir aracı? Platon'un "insanları rızaları ile yönetme sanatı" dediği politika bugün ne kadar halkın rızasına dayanıyor. Öyle ki bugün demokrasilerin arızalı sonuçları ile karşı karşıyayız. Demokrasinin tüm imkanlarından yararlanarak iktidara gelenler, kendilerini var eden sistemi ortadan kaldırarak, otokrat oluyor, saltanat düzeni kurmaya heves ediyorlar.
Türkiye'yi, parlamenter demokrasiye son verilen 2018'den bu yana tek başına aldığı kararlarla yöneten Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan istiyor ki ölene kadar o koltukta kalsın. YSK'nin 2023 Seçimleri'nde Anayasanın cumhurbaşkanının görev sürelerine ilişkin hükümlerini eğip bükerek yorumlayıp aldığı kararla aday olan ve üçüncü kez seçilen Erdoğan, koltukta kalmaya devam etmeye seçimleri de kendisini oylatacağı bir tür plebisite çevirmek istiyor. Erdoğan nasıl ki, birçok AYM ve AİHM kararına "saygı duymayarak ve de uymayarak" tavrını ortaya koyduysa siyasi rakiplerini de demokrasi dışı yollarla saf dışı bırakmaya çalışıyor.
"İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder" dediği 2019 Yerel Seçimleri'nde aynı zarfın içindeki dört oy pusulasından biri iptal edilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yenilediler ve büyük bir farkla sandıkta kaybettiler. Sonra, geçen yıl yapılan yerel seçimlerde İstanbul'u bir daha kaybettiler. CHP'nin AKP'nin kalesi sayılan Bursa'yı da alarak ülke genelinde birinci parti olması Erdoğan'ın asabını bozdu.
Baktılar olmuyor tehlike daha da büyüyor, İstanbul üzerinden İmamoğlu ile gelen siyasi dalga sarayı yutacak bu kez İmamoğlu'nun 31 yıl önce mezun olduğu İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi diplomasını hukuksuz bir kararla iptal ederek cumhurbaşkanlığı yolunu kesme yoluna gittiler. Bu sürecin idari yargı aşamaları var ancak bu kararla 572 yıllık tarihi geçmişi olan İstanbul Üniversitesi'ne leke sürüldü.
Bu karar aynı zamanda Türkiye'nin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olacak. Bu dönüm noktasının yönünü, nasıl siyasi sonuçlar doğuracağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
AKP'nin ülkemizi içine sürüklediği bu durumdan kurtulmanın yolu yok mu?
Çözüm zor değil, sadece ilkeli, kararlı ve cesur demokratik duruşlara ihtiyaç var.
"İleri demokrasi" vaatleriyle 2002'de işbaşına gelen AKP iktidarının, çanına ot tıkayıp komaya soktuğu hukuk ve demokrasiyi kurtarmak için birleşik, güçlü, demokratik bir muhalefet cephesinde buluşmaktan başka yol yok...